May
11

Generation Flux – Değişken Kuşak

Son dönemde iş dünyasında kuşaklar oldukça popüler. X kuşağı, Y Kuşağı ve Z Kuşağı derken şimdi bir de Genaration Flux / GenFlux adında bir kuşaktan söz ediliyor. Buna benzer bir ibareyi ilk olarak Dan Pink’in Johnny Bunko isimli kitabında görmüştüm“Kariyer Planı Yoktur” diyordu kitabın kahramanı. İşte bu tam da Genaration Flux’ı tanımlıyor. Türkçeye çevirmeye çalıştığımızda Flux ( Akış, değişip durma) anlamına geliyor. Biz de bu kuşağı değişken Kuşak, Esnek Kuşak gibi çeviriler ve hatta Kaos Kuşağı gibi tanımlayabiliriz. Ama en uygun çeviri Değişken Kuşak gibi görünüyor. GenFlux  2012 yılında iş dünyasının en çok söz edilen kuşağı olabilir.

Geçenlerde bu kuşakla ilgili çok ayrıntılı bir yazıya  Fastcompany(1) da rastladım. Generation Flux diye adlandırmışlar bu kuşağı. Tanım çok hoşuma gitti. Genaration Flux için gerçek anlamda bir kariyer planı yok hatta düz bir kariyer planı hiç yok.  Kişide birden çok beceri ve özellik olması da biraz bunu getiriyor. Bu kuşak diğer kuşaklar gibi belli bir tarih aralığında da değil. 35 yaşında bir mimarla, 18 yaşında bir genç ve 55 yaşında bir profesör çok rahat bu kuşağı temsil ediyor olabilir.  Bu kuşakta olan şey, belirsizlik ve biraz da kaos. Kaos teorisi aslında bu kuşağın ortaya çıkışını biraz açıklayabilir.

Bir sigara dumanının havada yaptığı şekiller tamamen düzensiz ve bağımsız rastlantıların ürünü olarak görülebilir. Ancak bir teorik fizikçi dumanın bu dinamiğinin aslında ortamdaki birçok parametre ve etken ile belirlendiği görüşündedir(*5)

Yani belirsizlik aslında belli nedenlerle olmuştur ama bunlar birbirlerini çok etkiledikleri için birbirlerinin değişimlerini de sağlarlar ve ortaya kaos terisi çıkar. Tüm parametre hareketlerini tahmin etmek imkansızlaşmıştır ve bu nedenle gelecek çok da öngörülemez. Bu durum her şeyin düzensiz olduğu anlamına gelmez. Sonuçta bu duruma yine var olan parametreler yol açmıştır. Kaos ve belirsizlik iş dünyasının şu anki halinden besleniyor.

Çoğu şirket artık uzun yıllar içeren planlar yapamıyorlar. Her an her şey olabilir. 5 Yıl öncesinin en ünlü bilişim şirketi bir anda yok olabiliyor. Kodak artık yok, Nokia cep telefonu lideriyken şu anda oldukça geride. Sahi Telsim diye bir şirketi kim hatırlıyor. Hi5 veya Mynet i hatırlayan var mı? Facebook ne zaman facebook oldu? Daha da önemlisi twitter TT listesi. Her an her şey olabilir ve çok hızlı değişebilir. Bu değişken Pazar durumu Flux kuşağını besliyor ve büyütüyor. Gelecek hakkında öngörü yapmak artık zor ve gelecek net olarak görünmüyor.  Şirketler problemlerle karşılaştığında bunu eski çözüm yolları ile çözemiyorlar. Kesin kuralların olmadığı, değişken bir piyasada, kesin çözüm yollarının olması mümkün değil. Kaos içinde aynı zamanda yüksek fırsatlarda barındırıyor. Çünkü taşlar her seferinde dağılıyor ve taşlar yerine yeniden oturuyor. Her yeniden oturma dönemi yüksek fırsatlar barındırıyor ve belli kurallar yüzünden engellenen bireylerin engelleri ortadan kalkıyor.

Değişken kuşak çok sayıda iş değiştirebiliyor ve çok sayıda sıfırdan başlangıç yapabiliyor. Genç yaşta işe girmeye çalışıyor. Okulu bitirmeyi beklemiyor. Okul bir süre sonra diploma zorunluluğundan başka bir şeye dönüşmüyor.  Kişi kendi işini geliştirebiliyor. Mesela fizik okuyor ve web tasarımı öğreniyor, sonra çok iyi bir reklam ajansının ortağı oluveriyor. Fizikle aslında hiç ilgilenmiyor.

Bir kariyer kaosu ile karşı karşıyayız.  Belli bir düzlemde giden bir kariyer planı yok. Dağınık ve noktalı bir kariyer planı var. Her an her şey olabilir. Daha doğrusu kısa kısa planlar var. Kısa hedefler var. Amaç başarıyı bulana kadar yeni yollar bulmak ve o yollardaki başarılardan sonra daha yeni yollar bulmak. Kariyer kelimesinden ziyade Yetenek kelimesinin ön plana çıktığı görülüyor.


Bu grafik tam da Değişken Kuşağının kariyer planını yani plansızlığını tanımlıyor. Sosyal medya ve İnternette bu kuşağı oldukça destekliyor. Sosyal medya dünyasında çok sayıda Değişken Kuşak üyesine rastlayabilirsiniz. Bunun için insanların Twitter profillerine bakmanız yeterli. Bu kişilerin çoğunluğu Multitask yani çoklu görev – çoklu iş yapabiliyorlar. En iyi oldukları yanları geliştirme eğilimindeler. Eksik yönleri üzerine çok gitmiyorlar. Değişen iş dünyasını çok iyi izliyorlar ve değişime göre güçlü yanlarını değiştirebiliyorlar. Evrim yasaları günümüz iş dünyası için çok geçerli: Güçlü olan değil, uyum sağlayan hayatta kalır.

Uluslararası ilişkiler bitirip, diplomat olmayı hayal edebilirsiniz.r. Ama staj yeri bulamadığınız bir dönemde bir arkadaşınız, staj yaptığı TV kanalında staj yapmanızı önerir. Girersiniz ve o kanalda staj yapar ve o sırada dış haberlere bakarsınız. Sonra, arada gece haberlerini sunar ve başka bir kanala Haber Müdürü olarak transfer olabilirsiniz. Diplomat / Haber Müdürü

İşletme mezunu ve MBA yapmış olabilirsiniz. Bir bankada işe başlarsınız  ve kriz çıkar işsiz kalırsınız. Bir gün can sıkıntısından yemek blogu yazmaya başlarsınız ve sosyal ünlü olursunuz ve bir bakmışsınız soluğu bir reklam ajansında almışsınız. Reklam dünyasının en önemli şahıslarından birisinizdir ve binlerce takipçinizin hatırına firmalar sizin peşinizdedir.  Bankacılık / Yemek Yapmak

Bu kuşağın kariyer öyküleri en çok İK cıları şaşırtacak. Neden sorularının ardı arkası kesilmeyecek. Neden onu okudun ve neden şimdi bunu yapıyorsun? Eski İK cılar bu kuşağın özgeçmişini tutarsızlık olarak görürken, Yeni İK’cılar Değişken Kuşağın özgeçmişini çok sayıda yetenek ve yetkinlik olarak görecekler.

Genaration Flux  (Değişken Kuşak) özellikleri:

  •  Değişime açık ve değişim odaklı
  • Öğrenmeye açık ve hayat boyu öğrenmeyi benimseyen
  • Çok sayıda bilgi kaynağından beslenebilen
  • Takım çalışması ve uyum yeteneği çok iyi
  • Karmaşık ve kaotik problemleri çözebilen
  • Ani durumlar karşısında panik olmayan
  • Risk almayı seven
  • Açık fikirli ve fikrini değiştirebilir
  • Paylaşımcı ve bilgi üreten
  • Mutlak doğruya inanmayan, değişebilir doğruya inanan
  • Çok hızlı karar alabilen ve uygulayabilen
  • Sorumluluk alabilen
  • Öz farkındalığı yüksek
  • Entelektüel alt yapısı gelişmiş
  • Aşırı otorite ve diktadan hoşlanmayan
  • Farklı disiplinler hakkında bilgili
  • Yaratıcı, üretken, sanatçı ruhlu
  • Güçlü yönünü zamana göre değiştiren ve geliştirebilen
  • Şirketin farklı bölümlerinde çalışabilen
  • Dünyayı ve çevresini sürekli izleyen

Aslında günümüzde normal olması gereken de bu galiba. Artık kimse canını sıkan bir işte çalışmak istemiyor. Ama kimse de mesleğini kendi seçmedi. Bir sınav sonrası rastgele kazanılmış üniversitelerin bölümlerinden medet ummak, bölümle alakasız meslekte çalışmasından daha tuhaf olamaz herhalde.

Önemli olan ise şu. İnsanların neyi yaptığına değil, neyi iyi yapacağına bakmalıyız. Bilginin bu kadar hızlı aktığı bir yerde uzun vadeli bir kariyer planı yapmak mümkün değill. Bu kuşakla birlikte verilen iş ilanları da değişmek zorunda kalacak. Bu değişim o kadar güçlü ki artık konferanslarda sadece konu uzmanı kişiler değil, komedyenler, tiyatrocular, felsefeciler, öğretmenler de yer alıyor. Bunun için Ted konferanslarına göz atmanız yeterli. O kadar farklı meslekten kişilerden bir şeyler öğrenebiliyorsak, demek ki o mesleklerden kişilerle de çalışabiliriz. Yeniliği arıyoruz ve bilgiye ulaşmak için her yolu deniyoruz.

Cengiz Çatalkaya
http://www.yetenekvekariyer.com

Şub
02

Sömestr Tatilinde Üniversiteliler Ne Yapıyor?

Ocak ayının 2. haftasından itibaren bir çok üniversite, 3 hafta ile 1.5 ay arasında değişen aralıklarda sömestr tatiline girdi. Ekim ayında eğitime başlayan üniversiteliler,  Final sınavlarını bitirip,  tatile başladılar. Bir çok şirket ise  “üniversiteliler tatilde ne yapıyor?” diye bizlere sormaya başladı. Bunun üzerine üniversite öğrencilerine tatilde ne yaptıklarını sorduk.

Haliyle bir çok genç üniversite okumak için memleketlerinden ayrılıp,  uzak demeyip Türkiye’nin ücra köşelerine gittiler. Tatili fırsat bilen üniversite öğrencileri, hasret gidermek, annelerinin güzel yemeklerini tatmak için evlerine döndüler.

Evlerine dönenler, ilkokul, lise arkadaşlarıyla buluştular, üniversite anılarını birbirlerine anlattılar.  Diğer zamanlarda bilgisayar başında oturdular. Kimisi internetten bilgi öğrendi, kimisi Facebook’a girip, saatlerce vakit öldürdü. Hatta zamanının 4/3′ünü bilgisayar başında geçirdiğini söyleyen bile var.

Bazı öğrencilerse, tatil beldelerinin yolunu tuttu. Özellikle kış ayı olması hasebiyle arkadaşlarıyla birlikte Uludağ’a,  Kartaltepe’ye çıktılar. Gönüllerince eğlendiler, sınav stresini attılar.

15- 20 günlük arayı değerlendirenler de var. İngilizcesi’ni ve bilgisayar bilgisini ilerletmek için kursa gidiyorlar. Hem kursta çalışıyor, hem de evde. Okul zamanı ders yoğunluğundan yabancı dil geliştirmeye vakit bulamayanlar için, sömestr tatili güzel bir eğitim vakti.

Bu sömestr tatili boyunca vaktini heba etmek istemeyen, ikinci dönem okul harçlarını ödemek için para biriktirmek isteyen öğrenciler ise, part-time işlerde çalışmak için başvuru yaptı. Tatil geldi, ilan başvurularında düşüş yaşanır mı diye düşündüğümüz bir anda, normal okul günlerindeki kadar başvurunun devam ettiğini gördük.  Öğrenciler ara tatilini harçlık kazanmak için part-time çalışarak geçiriyor.

Türkiye’nin dört bir yanındaki Mimarlık öğrencileri bu sömestr tatilinde Kuzey Kıbrıs’ta Akdeniz Üniversitesi öncülüğünde düzenlenen Ulusal Mimarlık Öğrencileri Buluşması  etkinliğine katıldı. Etkinlik sınır teması kapsamında Kıbrısta gerçekleşti. Her mimarlık okulundan olmak üzere farklı eğitimlerden gelen 150 kişi buluştu. Sınır konusu ağırlıklı olmak üzere değişik konularda söyleşiler, tartışmalar, atölyeler ve geziler gerçekleştirildi. Özellikle Lefkoşa’da gezerek sınıra değinildi.  Tam 1 hafta hem eğitim, hem de Mimarlık öğrencileri kaynaşması, hem de eğlence ile sonlandı.

Sömestr tatilinin nerdeyse yarısına geldik. Üniversite öğrencilerine eğlenceli, kendi zihinlerini dinlendirebilecekleri güzel etkinliklere katılabileceği bir tatil diliyorum.

Cemil EROL
http://twitter.com/cemilerol

Oca
23

Facebook Timeline CV ve Sosyal Özgeçmiş

Öyle ya da böyle dijital izler bırakıyoruz dijital dünyaya. Sosyal ağlar ortaya çıkmadan önce web sayfalarından oluşan dünyada sosyal özgeçmiş pek mümkün değilken, bugün sosyal ağların yaygınlaşması ile birlikte pek çok özgeçmişimiz oluşuyor. Bu hem fırsat hem de tehlike barındırıyor.

Facebook’u iş için değil de sadece özel hayatınızda kullanmak isteyebilirsiniz.  Bu da bir tercihtir ve bu durumda Facebook ayarlarınızdan özel hayatınızı dışarıya görünmez yapıp arama motorlarında görünürlüğü kapatmanız gerekir. Böylece kişisel bilgilerinizi kimlerin göreceğine siz karar verirsiniz ve Facebook sadece özel hayatınızda kalır. Yazının bundan sonrası Facebook’u iş bulmak ve kariyer yapmak için kullanmak isteyenlerle ilgili.

Facebook ta daha önceden hazırlanmış Cv ler vardı ama Timeline uygulaması ile Dijital CV hazırlamak çok kolaylaştı. Yıllara göre, gerekli bilgileri gerekli yerlere yerleştirerek Dijital CV’nizi oluşturmaya başlayabilirsiniz.

1- Üniversite eğitiminiz sırasında katıldığınız kulüp etkinliklerinin fotoğraflarını paylaşabilir, orada neler yaptığınızı anlatabilirsiniz. Bir önceki işinizde aldığınız Ödülün tören fotoğrafı anlatacağınız uzun bir metinden daha etkili olacaktır. Bir projenizin bitişini kutladığınız fotoğraf çokça şey anlatacaktır.

2- İşten ayrılırken sizin için yapılan hoşçakal partisinin fotoğrafları, neden işten ayrıldınız sorunu daha kolay cevaplamanızı sağlayacaktır. Facebook hesabınız otobiyografiniz de olabilir. Kendinizi tarihsel bir figür olarak düşünseydiniz, facebook hesabınız nasıl olurdu?  100 yıl sonra biri facebook hesabınıza baksa ne düşünür veya ne düşünmelerini isterdiniz?  Bu soruları cevaplarsanız daha anlaşılabilir bir Dijital Cv’niz olabilir.

3- Facebook Timeline uygulamasındaki kapak resmini CV nizdeki  Önyazı gibi kullanabilirsiniz. Bunun için uygun bir fotoğraf, kısa bir amaç bilgisi ve ve sosyal medya hesaplarınızın adresleri kapak resminizde yer alabilir. Yaratıcılığınızı kullanabileceğiniz bir yer burası. Fotoğraf arka planı kariyer amacınızı simgeleyen bir fotoğraf olabilir.

4- Yayınladığınız içeriklerden CV’niz için uygun olmayanları Timeline uygulamasında gizleyebilirsiniz. Uygun olanları ön plana çıkartabilirsiniz. Dijital bir CV’nize uyacak şekilde, facebook hesabınızı mutlaka özelleştirmelisiniz.

5-Facebook ta her zaman beklenmedik yorumlar olabilir. İşyerinde aldığınız ödülle ilgili bir akrabanızın “Halaoğlu, büyümüşsün de ödül de almışsın demek. Kısa pantalonlu halini de bilirim ben senin lan. Halama selam. Kib” yazan mesajı bir çuval inciri berbat edebilir. Bu yüzden özel hayat / iş hayatı dengesini iyi kurmalısınız.  Bu tür kazaların önüne geçmek için Özel ve iş olmak üzere iki facebook hesabı kullanabilirsiniz veya paylaşımlarınızı yaparken arkadaş gruplarınıza göre paylaşım yapabilirsiniz.

6- Ayrıca Facebook timeline hiçbir zaman CV’nizin tam yerini tutmayacaktır. Sadece Cv’nize destek / yardımcı olabilir. Özellikle sosyal ve gönüllü etkinliklerinizi facebook Cv niz için daha uygundur.

Florian Mettetal’ ait Facebook timeline şeklinde hazırlanmış bir Dijital CV var.  Bu dijital Cv gördüğüm en iyi Facebook timeline uyarlaması olmuş. Özellikle yandaki yorumlar kısmı ve kapağın kullanımı çok güzel olmuş.

Linkedin, twitter hesaplarınıza da özen göstermeniz gerekmektedir. Özellikle twitter hesabınız, CV niz kadar değerlidir. 140 karakterle kendinizi ifade edinişiniz sizin hakkınızda ciddi ipuçları barındırır. Aynı fırsat ve tehdit ikilemi, twitter için de geçerlidir. Özellikle kurumlarla ilgili yazdığınız eleştirilerde, saygı sınırını zorlamadığınızdan emin olmalısınız. Bir gün yolunuzun o şirket ile kesişip kesişmeyeceğini bilemezsiniz. Bu yüzden ne yazıyorsanız yazın, saygı çerçevesinde yazmayı unutmayın.

Yararlanılan Kaynaklar: 1 , 2 , 3

Cengiz Çatalkaya
http://www.yetenekvekariyer.com

Oca
09

2011′in En Gözde Part-Time İşleri

Part-time iş sektörü Türkiye’de son bir kaç yıldır Unisbul önderliğinde sesini oldukça fazla duyurmaya başladı. 2008 yılında kurulan Unisbul.com, 4 yıllık tercübesiyle bu sektördeki lider konumunu korumaktadır.

İşte bu deneyimlerle 2011 yılındaki verileri kullanarak bu senenin en gözde part-time mesleklerini sizler için derledi.

Unisbul.com part-time işi tamamen üniversite öğrencileri ve yeni mezunlara sağlamaktadır. Bu nedenle verilen raporda çalışanların ve talep edilen elemanların tamamı üniversite öğrencisi ve yeni mezundur.

2011 yılında, üniversite döneminde ya da mezun olduktan sonra askerliğe gidinceye kadar veya tam zamanlı bir iş buluncaya kadar üniversiteliler part-time ( yarı zamanlı) çalıştı. Hatta KPSS ‘ye hazırlananlar hafta sonu dersaneye gitti, hafta içi hem part-time çalıştı, hem KPSS’ye hazırlandı.

2011 ‘in en gözde part-time işi ise fuarlarda, organizasyonlarda Hosteslik oldu.  Hosteslik yapanlar servis elemanı, karşılama ve kayıt elemanı olarak çalıştılar.

Fuar hostesliğinden sonra en çok part-time eleman ihtiyacı olan diğer sektörler ise, Çocuk Gelişimi ve Eğitimi, Bilişim Bilgisayar, Turizm, Mağazacılık,  Çağrı Merkezi, Ajans, Mağazacılık ve Eğitim olarak sıralanıyor.

Çocuk gelişimi ve eğitimi sektörü bilinçli ve gelir seviyesi orta ve üst düzeyde olan ailelerin çocuklarıyla oyun oynayacak, vakit geçirecek, okul derslerinde yardımcı olacak vb. aktiviteler için üniversitede çocuk gelişimi, okul öncesi öğretmenliği üzerine eğitimini almış gençleri talep etmesiyle başlamaktadır. 2011 yılı içerisinde 111 ailemiz bu konuda bizden destek almıştır.

İl bazında sıralamaya baktığımızda en çok talep İstanbul ‘dan gelmektedir. İstanbul üniversite şehridir.

2011 yılı KOBİ’lerin şirketinde part-time eleman çalıştırmanın faydalarını anlamakla geçti. 2012 yılında bu faydayı anlayan şirketler gençlere daha fazla iş imkanı sağlayacaktır.

2011 Part-time İstihdam Raporu

Hayat part-time çalışan üniversiteliye güzel !

Ara
21

“Part-time çalışmak istiyorum” diye yazdırdığı KARTVİZİT’le dereceye girdi.

Yıldız Teknik Üniversitesi Elektrik Mühendisliği‘nde okuyan İsmail Kaya olmaz denileni başardı ve “BOSCH’un Yaşam için Teknoloji” isimli düzenlediği yarışmaya, üzerinde “Bosch’ta part time çalışmak isteyen öğrenci” diye yazdırdığı kartvizitiyle katıldı ve dereceye girerek, İPOD Nano kazandı.

Bu kartvizitini Bosch Genel Müdürü Steven Young ‘a uzattı ve iş teklifini kaptı.  Üstelik bu kartvizit sayesinde iPod Nano kazandı.


Hem yenilikçi fikre sahip olmanın avantajını yakaladı, hem de en çok çalışmak istediği firmadan daha öğrenci sıralarındayken iş teklifi aldı.

Yenilikçi fikirler ve girişimcilik sizi hep diğerlerinden ayıracaktır.

Ara
12

Hangi pozisyonlarda part-time eleman çalıştırabilirsiniz ?

Türkiye’de part-time iş denince akla çoğunlukla fuar, tanıtım, organizasyon işleri gelir. Fuar, tanıtım, organizasyon denince de  host, hostes, anketör broşür dağıtımı gibi günü birlik işler gelir akla.

Bu tür işler çoğunlukla üniversiteli öğrencilerin okurken harçlık çıkarabileceği, parayı cebine atıp maddi ihtiyaçlarını karşıladığı işlerdir. Kimi bu parayla evin/yurdun kirasını öder, kimi sevgilisiyle harcar, kimi ise “bana ne sevgiliden” der ve  gönlünce harcar  bu parayı.

Bu sektöre girdiğimizde ilk amacımız part-time işlerin sadece bu alanlarla sınırlı olmadığını ve üniversitelilerin part-time işleri sadece harçlık kazanabileceği işler olarak görmemelerini sağlamaktı. Zira artık firmalar teknolojileriyle değil bünyesindeki  insan kaynağının niteliği ve verimliliğiyle rekabette önemli hale gelmeye başladı. Hal böyle olunca firmalar  nitelikli üniversitelileri bulmak için  ne yapmaya başladılar dersiniz ?  Üniversite öğrencilerini  şirketlerinde part-time olarak çalıştırmaya başladılar. İyi olanları ise kaçırmayan işverenler mezun olana kadar bu öğrencileri şirketlerinde çalıştırıp eğitmeye başladılar ve mezun olanları ise kaldığı yerden iyi bir maaşla çalışmaya devam ettirdiler.  Bu şekilde insan kaynakları, iyi olan öğrencileri okurken yakalayıp şirket bünyelerine katmış oldu.

Şirketinizin günlük ya da part-time eleman ihtiyacı varsa bunu rahatlıkla üniversitelilerle karşılayabilirsiniz. Bu sayede onlara okurken destek sağlamış olacağınızı unutmayın.

1-) Sekreter

Şirkette tam zamanlı olarak çalışan sekreter, yıllık iznini kullanmak istediğinde yerine birini bulmakta zorlanır. 1 haftalık ya da 2 haftalık bu iznini kullanırken yerine birini bulamazsa işler birikir, telefonla gelen aramalar ciddi bir iş yükü oluşturur.  Kaosa dönüşebilecek bu durumdan, üniversite öğrencileri veya mezunlarla çok rahat kurtulabilirsiniz aslında.  1-2 hafta çalışabilecek bir üniversiteli/mezun, sekreterinizin geçici boşluğunu çok rahat doldurabilir.

2-) Veri giriş elemanı

Sektörünüzle ilgili fuara katıldınız diyelim. Standınıza gelen katılımcıların bilgilerini boş bir kağıta yazıyorsunuz sırayla.  1-2-3 derken uzayıp gidiyor sayfalar. Çok güzel bir ilgiyle karşılaştınız fuarda ve daha sonra bu ziyaretçilerin birer müşterinize dönüşebileceği düşüncesiyle bu bilgileri kağıttan kurtarıp digital ortama atmalısınız ki bu kişilere kampanyalarınızı , yarışmalarınızı, duyurularınızı, özel günleri (Bayram, yılbaşı vb.) mail yoluyla atarak sürekli irtibatta olmalıyız.  İşte üniversiteliler tam burada devreye giriyor ve sayfalarca ziyaretçi bilgisini digital ortama girmeye başlıyor sizin yerinize. Siz de hem  zaman kaybetmemiş hem de diğer işlerinizi yarıda bırakmamış oluyorsunuz.

3-) Gişe destek elemanı

Gişe destek elemanlarını daha çok bankalar çalıştırıyor. Hafta içi 2-3 gün yani bankanın yoğun olduğu dönemlerde gişeye destek olan üniversiteliler dönemsel olarak bu işlerde çalışabiliyor.

4-)  Telefonla Müşteri Araması

2.madde de fuardan başladık ordan devam edelim istiyorum. Kağıta yazılı verileri cengaver bir üniversite öğrencisi digital ortama geçirdi.  Buradaki kayıtları tek tek telefonla arayıp, satış yapmak ya da randevu almak istemez misiniz  ? Tabi ki de istersiniz. O zaman size ses tonu çok güzel, telefonla konuşurken enerji saçan, diksiyonu iyi bir üniversiteli lazım . . .

5-) Özel Asistan

“Özel ” tabirini kullanmamızın nedenini açıklayayım istiyorum önce. Bazı firmaların üst düzey yetkilileri katıldığı seminerlere ya da toplantılara yanında götürebileceği notlarını aldırabileceği prezentable asistanlar arıyorlar. Bu asistanlar günlük olarak yani toplantı ya da seminer olduğunda çalışıyor. Özellikle üniversite öğrencileri bu iş için biçilmez kaftandır. Çünkü bu sayede belki de hiç birebir tanışma/görüşme imkanı  bulamadığı üst düzey kişilerle çalışır, hem de bu toplantılardan/seminelerden birçok bilgi öğrenir.

6-) İnsan Kaynakları Asistanı

İnsan kaynakları, üniversitelilerin çok yoğun ilgi gösterdiği çalışma alanlarından biri. Bunun altında yatan en büyük nedeni ise insanlarla iletişimi seviyorum diyerek açıklıyor birçok üniversiteli. İşverenler haftaiçi öğrencinin müsaitlik durumuna göre zamanı belirler ve bu zaman diliminde öğrenci gelip ilana yapılan başvurulardan ilana uygun kriterlere sahip adayları eler, daha sonra uygun olanları yetkilisine sunar. Yetkilin  mülakata çağır dediği adayları telefonla arayarak görüşme ayarlar. İşte tüm bunları üniversitede okuyan ve bu alana ilgi duyan, başarılı birçok üniversiteli genç yapıyor.

7-) Oyun Ablası/Abisi

Anne ve babanın çalıştığı ailelerde eğer  çocukda varsa durum fazlasıyla önem arz ediyor.  Çocuğumu kime emanet edebilirim ?  düşüncesi öyle bir hal alıyor ki çoğu anne ya kariyerini bitirerek ev hayatına adımını atıyor ya da anneanne/babaanne ye çocuğunu emanet ediyordu. Çocuğu anneanne/babaanne ye bırakıldığında çocuğun kişisel gelişimi, dil gelişimi, eğitimi arkaplana düşüyordu haliyle. Ancak artık durum değişti. Şu anda unisbul.com üzerinden bireysel olarak bir çok üst düzey firma yetkilisi, şirket sahibi, avukat, doktor ;   çocuk gelişimi bölümlerinde okuyan veya pedagojik formasyon almış üniversite öğrencilerine çocuğunu emanet ediyor.  Çocuklarla eğitici materyaller eşliğinde oyunlar oynanıyor, kitap okunuyor, parka gidiliyor, yeri geldiğinde de ingilizceye aşina olması için ingilizce oyunlar bile oynanabiliyor. İşte bunu oyun ablaları/abileri dediğimiz üniversite de okuyanlar başarıyla yapıyor.

8 -) Grafiker/Yazılımcı

Şirket siteniz eğer hâla yoksa vakit kaybetmeden yaptırmalısınız. Bu işizi bilgisayar bölümlerinde okuyan veya site yapmakla haşir neşir olan üniversitelilere yaptırabilirsiniz.  Bu arkadaşlar şirketinizin web sitesini yapabileceği gibi, broşür, kartvizit vb gibi tasarımlarla da size yardımcı olabilirler.

9-) Gizli Müşteri

Mystery Shoppers olarak da bilinen gizli müşteri kavramı üniversitelilerin çok rağbet gösterdiği işlerden biri.  Gizli müşteri kavramını bilmeyenlere örnek üzerinden açıklamak istiyorum. Diyelim ki x mağazanız var ve burada çalışanlarınızın müşterilere nasıl davrandıklarını öğrenmek istiyorsunuz. Bunu öğrenmek içn gizli müşteri olarak üniversiteliler mağazanıza gider. Orada bir müşteri gibi davranarak çalışanlarınızın değerlendirmelerini yaparlar size.

10-) Tercüman

Tercüme firmaları dışında yurtdışıyla bağlantılı bir işverenseniz, yabancı dil bilen üniversitelilerle çalışmak şirketinize çok şey katabilir. İngilizce dışında, Almanca, İtalyanca, Fransızca, Çince vb. gibi dillere hakim üniversitelilerle çalışarak  yurtdışı müşterlerinizle sorunsuz bir ticaret yapabilirsiniz.

11-) Restaurant/Cafe de Garson/Karşılama Hostesi

Eğer bir cafe/restaurant nız varsa üniversite öğrencileriyle çalışarak müşterilerinize farkı yaşatabilirsiniz. Üniversite eğitimi alan birinin işletmenizde farklılığı kısa sürede ortaya çıkacaktır.

12-) Kargolama/Postalama

Diyelim ki müşterilerinize ay sonunda kargo göndereceksiniz. Onlarca müşterinin ürününü paketlemek, adres bilgilerini girmek belli bir yoğunluktan sonra çok zahmetli bir hale dönüşebilir. Bırakın bu işi üniversiteliler yapsın  harçlığını kazansınlar. Siz de onlara destek olun.

Uğur AKKUŞ
www.ugurakkus.com
http://twitter.com/ugurakkus

Ara
05

Oyun Ablası ücretleri ne kadar?

Hem anneler, hem de oyun ablası olarak çalışmak isteyen üniversite öğrencileri bu soruyu çok merak ediyor.

Oyun ablası kavramı son zamanlarda daha popüler olmaya başladı. Özellikle İngilizce‘nin kariyer yaşantısında çok önemli bir yere sahip olduğunu gören ebeveynler çocuk 1.5 yaşına gelir gelmez,  yavaş yavaş İngilizce öğrensin istiyor. Belki çocuk o yaşta Türkçe’yi bile konuşamazken, şimdiden İngilizce’ye kulak aşinası olsun istiyor. Belli yaştan sonra dil öğrenmek çok zor bilirsiniz. 4-5 yaşına kadar çocukların dil gelişimi ve hafızası çok iyidir.

Ayrıca bazı çocuklar gelişimini yavaş tamamlamaktadır. Bu durumu fark eden anne, hemen doktora başvurur. Ondan aldığı yanıt ise, çocuğuna onunla oyun oynayacak üniversiteli bir oyun ablası bul olur.

Bu durumda en iyi oyun ablaları, çocuk gelişimi ve okul öncesi öğretmenliği bölümlerinde okuyan ya da mezun olmuş üniversitelilerdir.
Hem harçlık kazanmak, hem de kariyerlerine başlangıç yapmak isteyen bu öğrenciler oyun ablalığı görevini başarıyla yerine getirmektedirler.

Oyun abisi diye bir kavramımız daha vardır. Oyun abileri ise, özellikle cinsiyet ayrımı yapan erkek çocuklar için idealdir. Bu cinsiyet ayrımı ise 5-6 yaşında başlamaktadır.

Peki Oyun Ablası‘nın ücreti nasıl hesaplanır?

1-20 Saat 20 TL
21-30 Saat 15 TL
31-50 Saat 10 TL
51 ve üzeri 8 TL

Oyun ablasının ücretini hesaplarken, tabloda da görüldüğü üzere, aylık çalışma sürelerine bakıyoruz.

Eğer Oyun Ablası aylık 20 saate kadar çalışacaksa,

Ortalama 20×20 = 400 TL alır.

20 – 30 saat arası ise, 30×15 = 450 TL alır.

30-50 saat arası ise 50 x 10 = 500 TL alır.

50 ve üzeri ise saati 8 TL‘den hesaplanır.

Bu ücretler ailelere ve oyun ablası olmak isteyenler için bizim kullanmış olduğumuz bir hesaplama sonucu ortaya çıkmaktadır.  Karşılıklı anlaşma ve adayın nitelikleri göz önünde bulundurularak bu ücretler farklılaşabilir.

Ailelerin bu konuda en çok değindikleri konu, yeter ki çocuğuma en iyisini versin, ücret konusunda sıkıntı olmaz demektedirler.

En çok tercih edilen oyun ablası çalışma süreleri ise, haftada 3 gün 3 saat olmaktadır. Tüm gün oyun ablası isteyen aileler de olmaktadır. Tabi tam gün ve gece yatılı kalabilecek eğitimli oyun ablalarının ücretleri daha yüksektir.

Bazı durumu iyi olan ebeveynler ise, üniversite öğrencisine kalacak yer konusunda yardımcı olmak amaçlı, hem evinde bir odasını öğrenciye ayırmakta, hem de çocuğuyla oyun oynamasını sağlamaktadır.

Cemil EROL
http://twitter.com/cemilerol

Ara
02

Okurken sevgilin olursa naparsın?

Herkes sevgilim olsun diye dört gözle bekliyor sanıyorsunuz ama öyle değil… Yüzde 54 “Kendime güvenim artar” diyor, ama kalan yarıya yakını; okurken sevgiliyi kariyer için ciddi bir engel olarak görüyor…

Üniversiteli olup da sevgilisi olmayan var mıdır? Neredeyse yok gibidir. Ya da öyle olması gerekir, diyelim… Bunun nedenlerini burada saymayalım ama kavram olarak sevgili olmayı ele aldığımızda, üniversite öğrencileri bu konuda ilginç yaklaşımlar sergiliyorlar.

Üniversiteliler ve yeni mezunlara yönelik part time iş konusunda yardımcı olan kariyer platformu unisbul.com, Hürriyet Kampüs için 70 bin üniversite öğrencisine sordu: Okurken sevgilinizin olması, sizi ve kariyerinizi nasıl etkiler?

Alınan sonuçlar ilginç… Çünkü yüzde 54’ü eğer bir sevgilisi olursa her normal insan gibi kendine güvenin artacağını, yüzde 8’i daha sosyal olacağına düşünürken, yüzde 13’ü ise ders verimliliğinin düşüp okulunun uzayacağına inanıyor. Tıpkı, 21 yaşındaki Ayşe Vural gibi.

Ya verimliliğim düşerse…

Ayşe, Abant İzzet Baysal Üniversitesi Psikoloji bölümü öğrencilerinden… “Zaman, mekan ve şartlar açısından sevgili olma”yı değerlendiren Ayşe, sevgiliyi “ister istemez” zaman ayırmak gereken bir unsur olarak görüyor. Ve sevgilisiyle arasının bozulması halinde moralinin bozulup dersleri anlayamamaktan korktuğunu ifade ediyor. İstemeden biten ilişkilerin psikolojik çöküntü yaratabileceği ve bu nedenle kişinin hayatında birçok olumlu giden şeye sekte vurabileceğini düşünüyor.

Sevgili ile kariyer planlanmaz…

Unisbul.com’un 70 bin öğrenciyle online yaptığı ankette göre üniversiteliler, sevgilileri olursa önlerine çıkacak kariyer fırsatlarını değerlendiremeyecekleri kanısında. Ankete katılan yüzde 16’lık dilim, sevgili ile kariyer planlamanın birlikte yürümeyeceğine inanıyor. Daha çok paraya ihtiyacı olacağını düşünen ve bu nedenle part time çalışmak zorunda kalacağını düşünenlerin oranı ise yüzde 5.

Yüzde 4’ü de okurken bir sevgili edinmenin kişisel gelişimini engelleyeceğini düşünüyor.

Eğer yanlış biriyse yandın…

Dumlupınar Üniversitesi’nden 22 yaşındaki Muhammed de üniversitede sevgili sahibi olmanın kişiyi bir takım kariyer fırsatlarından mahrum bırakabileceğine dikkat çekiyor. Eğer ‘yanlış bir kişi’ sevgiliniz olmuşsa, Muhammed’e göre, “gelecekte doğru bir kariyeri etkiler ve kaçırdığımız bu fırsatlar, hayatın acımasızlığıyla bir daha elimize geçmeyebilir.”

İstanbul Bilim Üniversitesi Hemşirelik Bölümü öğrencisi Betül Ayçiçeği ise “Her ne kadar yolunda giden bir ilişkiniz de olsa okul çıkışı sevgilinize zaman ayırmak, akşamları saatlerce telefonla konuşmak, ertesi güne uykusuz başlamak, sevgilinin ilk yan etkileri” diyor. Ve ekliyor: Yüksek lisans yaparken ailenizden çok sevgilinize hesap verirsiniz…”

İşte, öğrencilerin gözünden okurken sevgili olmak şöyle bir şey:

Moralimiz bozulursa dersler olumsuz etkilenebilir…
Ayşe Vural (Abant İzzet Baysal Üniversitesi Psikoloji Bölümü):

“Bir sevgilimizin olması bizi hem iyi hem de kötü etkilerken bu durumun okurken olması zaman, mekan ve şartlar bakımından bizi biraz olumsuz yönde etkileyebilir. Her ne kadar bizim güven ihtiyacımızı sevgi ve ilgi ihtiyacımızı karşılayan sosyal bir gereklilik gibi görünse de okurken sevgilimizin olması, ders verimliliğimizi düşürebilir. Mesela derslerimize ayıracağımız zamanı bazen isteyerek bazen istemeyerek sevgilimize ayırmak zorunda kalırız. Bunun yanında sevgilimizle aramız bozulduğunda moralimizin bozuk olması, girdiğimiz derslerden bilgi almamıza engel olur. Bazen öyle mutlu anlara kapılırız ki, bu durum da ders çalışmamızı olumsuz etkiler. O mutlu anımız, ders çalışırken derse yoğunlaşmamızı engeller. Bir başka açıdan bakarsak sevgilimizle ayrılık aşamasına geldiğimizde ilişkinin bitmesini istemiyorsak ve her şeye rağmen ilişki bitiyorsa biz o ilişkinin izlerini üzerimizden atamayız ve bu durum, bizi psikolojik bir çöküntüye sevk edebilir. Bu nedenle hayatımızda akışında giden bir çok şey sekteye uğrayabilir.”

Seviyesini iyi ayarlamak gerek…
Harun Erol (9 Eylül Üniversitesi Mimarlık Bölümü):

EĞER okuduğunuz süreçte ilişkinizdeki seviyeyi iyi ayarlayabilirseniz, hem uzun soluklu bir ilişkiniz olur, hem de derslerinizi aksatmamış olursunuz. Aynı okuldan sevgiliniz olduğunda sürekli görüşeceğinizden bu sizi sıkıntıya sokabilir, ilişkinizin büyüsü kaçabilir.”

En iyisi önce kariyer
Betül Ayçiçeği (İstanbul Bilim Üniversitesi Hemşirelik Bölümü):

“Her ne kadar yolunda giden ilişkiniz de olsa okul çıkışı sevgilinize zaman ayırmak, akşamları saatlerce telefonla konuşmak, ertesi güne uykusuz başlamak, sevgilinin ilk yan etkileri… Bir de okul hayatını tamamlamış birisiyle birlikteyseniz, ‘Nereden kazandım bu okulu’ dememek içten bile değil. Üniversite hayatı bitti diyelim, idealist olanlar elbette yüksek lisans yapmak isteyeceklerdir. Fakat bu sefer de seçeceğiniz şehirden orada kiminle kalacağınıza kadar ailenizden çok sevgilinize açıklama yapmak için hazır olun. En iyisi önce kariyer, sonra çocuk(!!!)”

Olmayan bir kariyerle doğru sevgili bulmak zor
Muhammed Biral (Kütahya Dumlupınar Üniversitesi İktisat Bölümü):

“Okurken sevgilimizin olması aslında normal olmakla beraber iki taraf için de geleceğini bazen erteleme, bazen  yanlış kararlar verme ve bazen de hayatı birlikte sırtlama olarak karşımıza çıkıyor. Bu yargılarda tabii ki sevgilinin nasıl olduğu da çok önemli. Kıskanç bir sevgili sizi iş hayatınızda veya okulunuzda hiç rahat bırakmaz ve sürekli onunla uğraşmak zorunda kalıp dikkatinizi toplayamazsınız. Sürekli onunla ilgilenmenizi isteyen sevgili yüzünden uzun süreli eğitimlere, toplantılara gidemezsiniz gitseniz de sürekli mesaj atmanızı ya da aramanızı bekler. Bu örnekler Türkiye’de sevgili denildiğinde genelde akla gelir diye düşünüyorum. Şu an benim de bir sevgilim var, ama insan ne yardan vazgeçebiliyor ne de serden derler ya işte bu da öyle bir şey. Ne kadar yoğun da olsanız, çalışkan da olsanız biri geliyor ve kalbinize giriyor, fakat iki tarafın da dikkat etmesi gereken; nerede duracağını bilmek ve gelecekteki kararlarında duygusal düşünmeyerek biraz daha geleceğe realist bakmak… Okul hayatında yanlış bir sevgili, gelecekte doğru bir kariyeri etkiler ve kaçırdığımız bu fırsatlar, hayatın acımasızlığıyla bir daha elimize geçmeyebilir. Olmayan bir kariyerle doğru bir sevgili bulmak da bir hayli zor olsa gerek…”

Onu mutlu görmek için hedef büyütüyorum
Haydar Hızar (Abant İzzet Baysal Üniversitesi İktisat Fakültesi İktisat Bölümü):

“Sevmekten kimseye zarar gelmeyeceğini düşünüyorum, ortam, yaş ve mekan fark etmeden. Kariyerimi nasıl etkileyeceği mevzuuna geldiğimde ise her zaman onu mutlu görmek için daha da fazla çaba sarf ediyor, hedeflerimi büyütüyorum ve sanırım biraz da acele ediyorum. Onunla geçecek mutlu günlerin çabucak gelebilmesi ve şartların olgunlaşabilmesi için… Kısacası emeklemeyi bırakıp yürümeye başlamam gerektiğini hissediyorum.”

Unisbul – Hürriyet Kampüs

Kas
23

Networking mi Torpil mi ?

Söz konusu torpil olunca uzun uzadıya sitemler, öfkeler, kızgınlıklar yükseliyor.

Arkadaşlarıyla aynı sene mezun olan ve onların işe girdiklerini duydukça küplere bilen, üzülen ve sitemde bulunan genç üniversiteli işsizler acaba haksız olabilir mi ?

“Torpili var abi onun, torpille girdi oraya ” sözlerini sürekli tekrarlayan ve bu şekilde kendini inandıran, bunu kanıksamış üniversiteli işsizler, SİLKELENİN biraz.

Kedi uzanamadığı ciğere mundar dermiş arkadaşlar. Toplumumuzdan mı kaynaklı bilmiyorum ama nedense başkalarının başarılarını hep kıskanır dururuz. Kıskanmak bir yana o kişiye gün geçtikce artan bir öfke de besliyoruz kimi zaman. Hiç bir zaman o kişinin oraya nasıl ve ne zorluklarla geldiğini bilmiyoruz, bilmemize de gerek yok  değil mi ?  Şimdi o zengin biz değiliz, ona herkes saygı gösteriyor beni adam yerine sayan yok ya önemli olan o, bana ne oraya nasıl geldiyse geldi.

Şimdi   ” bana ne oraya nasıl geldiyse geldi ” düşüncesini biraz detaylandırarak,  oraya nasıl geldi sorusuna cevap bulmaya çalışacağız.

Networking ve Torpil kavramları Satış ve Pazarlama kavramları gibi birbirine çok yakın ve çoğunlukla aynı sanılan iki kavram. İsterseniz önce bu iki kavramı biraz daha detaylı tanıyalım ve daha sonra “Torpil mi networking mi” sorusunun cevabına siz karar verin.

Bu konuda Business Networking Akademi kurucusu ve bu alanda uzman Ertuğrul Belen ile bu soruya cevap bulmaya çalıştık.

Dünyada gerçekleşen tüm ticari hacmin %65’inin referanslarla, yani doğru kişiye kendinizi ve ürününüzü doğru tanıtarak gerçekleştiği bir ortamda, Türkiye’de Torpil ve Networking arasındaki farkı artık netleştirmek gerekmektedir.

Bir işe alım sürecini değerlendirelim:

Senaryo 1: Firmanızdaki açık bir pozisyona başvuran kişi sizi tanıyordur. Doğru zamanda doğru kişiyi tanıdığı için (yani bu örnekte siz!) referansınız ve yönetime önerinizle öncelikli görüşmeye çağrılıyordur.  Yetkinliği yoktur ve pozisyonun performansını işe başladığı ilk an itibariyle düşürecektir. Ancak yine de sizin ittirmenizle işe alınmıştır.  Bu Torpil’dir!

Türk Dil Kurumu http://www.tdk.gov.tr/ ‘dan torpil kelimesinin sözlük anlamına baktığınızda:

“…2. mec. Bir kimseyi kayırıcı, arka:…”
tanımıyla karşılaşıyorsunuz.  Bir de, en az tanım kadar önemli, cümle içinde kelime kullanımını buluyorsunuz:

“…§ ama atölyeler pis, üretim düşük, kalite fena, rüşvet almış yürümüş, önüne gelen torpil yapıyor.” -Attila İlhan, Aydınlar Savaşı, 32…”

Bu örnekte de aynı senaryoyla karşılaşıyorsunuz!  Torpil kelimesi, bir işin hakkını kalite, kapsam ,etik gibi değerlerle gerçekleştiremeyen biri ya da bir grubun, bir şekilde yine de kazanç sağlamasını temsil ediyor.

Senaryo 2: Firmanızdaki açık bir pozisyona başvuran kişi sizi tanıyordur. Doğru zamanda doğru kişiyi tanıdığı için (yani bu örnekte siz!) referansınız ve yönetime önerinizle öncelikli görüşmeye çağrılıyordur(bu noktaya kadar Senaryo 1=Senaryo 2). Yetkinliği vardır ve pozisyonun performansını ya olması gerektiği gibi devam ettirecek ya da yükseltecektir. Ve işe sizin ittirmeniz ya da genel kabulle alınmıştır. Bu Networking’in gücüdür!  (artık Senaryo 1 ≠ Senaryo 2).

Özellikle 1980’li senelerde A.B.D’de gündem olan Networking kavramı, türkçede genellikle iş veya sosyal ağ anlamında kullanılmaktadır.

Networking’i temsil eden simge örümcek ağıdır. Bu benzetme, ağın üzerindeki herhangi bir noktaya ulaşmak için alternatif yolların olduğunu simgeler. Aynı referans ve tanıdık aracılığıyla gerçekleşen ilişki ve işler gibi…

Ürün ya da sunduğunuz hizmeti (iş görüşmelerinde adayın kendisi!) alabilecek nihai kişiyi tanımayabilirsiniz. Ancak, iş ağınızda size güvenen ve iyi tanıyan (püf nokta!) referansınız aracılığıyla o kişiye ulaştığınızda, Amerikan SME kurumunun araştırmalarına göre başarı ihtimalinizi %63 artıyor.

Peki, referansların önemini pekiştirmişken bir başka örnekle Torpil ve Networking arasındaki keskin çizgiye bakalım:

İhaleye* çıkmayan bir proje gündemdedir.
Siz, sektörünüzdeki kimsenin bu projeden haberi dahi olmadan, teklifi değerlendirecek ve hatta son kararı verecek kişileri kendi networkunuz ya da yakın çevrenizden tanıyor ve onlara ulaşıyorsunuzdur. Belki bu süreçte firma sembolik olarak iki teklif daha piyasadan alıyordur (birçok firma her satınalma için minimum üç teklif alınması özelliğini gözetir).  Projeyi siz kazanıyorsunuz ve başarıyla tamamlayıp teslim ediyorsunuzdur.

Bu Torpil midir? Yoksa Networking mi? Elbette Networking!

Peki eğer başarısız olsaydınız? Torpil mi? Networking mi?

Cevap: Hiçbiri. Yanlış karar!  Bu proje bir ihale olmadığı sürece, Networking gücünüzü kullandınız. Doğru kişiye doğru zamanda ulaştınız. İkna ettiniz. Ama başaramadınız.

Ama unutmayın ki…
Networking etkin kullanıldığında katlanarak artacak bir değer, yanlış kullanıldığındaysa kanınıza girmiş yılan zehri gibi networkunuze hızla yayılan bir reputasyon/itibar riski oluverir…

Bir dahaki sefere bir atamayı ya da proje kazanımını hiç düşünmeden “kesin torpildir!” diye etiketlemeden önce, kendi networking gücünüzü gözden geçirin.

* İhaleler amacına uygun gerçekleştiğinde herkesin eşit şartlar altında bir projeye teklif vermesini sağlar. Ancak özellikle kamu çalışmaları için uygulanan bu sistem, özel sektör projelerinde yönetimin kararına göre uygulanmayabilir. Bu durumda, Networking, sadece daha önce benzer ihale üzerinde çalışmış kişileri belirleyip, onlarla bir bağ kurarak “nasıl en iyi şekilde hazırlık yapılmalıdır” çalışmasında katma değer sunacaktır.

Unisbul.com olarak üniversitelilerle gerçekleştirdiğimiz “Networking mi Torpil mi” anketimize katılanların %83′ü Networking dedi geri kalan %17  ise torpil cevabını verdi.

Bu yazımızın amacı sızlanıp duran, kendini iş bulan arkadaşlarından daha değersiz gören, hayata karşı bakış açısı karamsar binlerce işsiz üniversitelinin artık harakete geçmesi için yazılmıştır. Zaman sızlanma zamanı değil, zaman doğru düşünme, düşündüğünü harakete geçirme  zamanı. Radarlarınız her daim açık olsun arkadaşlar.

Uğur AKKUŞ
http://twitter.com/ugurakkus

Kas
17

İşe Alımlar Tanıdık Vasıtasıyla Olur: Torpilsiz Olmuyor Diyenlere

Evet doğru.

Tanıdığınız varsa işi almanız daha kolay olabilir bazen.

Gerek şart değil elbette.

Tanıdığı olmayan bir dolu insan iş buluyor.   Diyeceksiniz ki ama haksız bir şekilde bu kişiler iş buluyor yada yükseliyor.  Bazen oluyordur elbette.  Haksız yere yaşanan çok şey var şu dünyada. Hepsine kafamızı taksak pek de düzgün bir hayat yaşayamazdık sanırım.

Tanıdığınızın olması işi kapmanıza yeterli değil. Tanıdığınızın sizi kolaylıkla refere edebileceği bir insan mısınız örneğin? Profesyoneller bir kişi hakkında tavsiye vereceği zaman dikkatlidirler. İşe uygun olmayan insanı tavsiye etmek profesyonel bir kişinin ismini zedeler. Bu konunun üzerinde durmakta daha çok fayda var.

Üst düzey yöneticiler bazen elleriyle ‘oturturlar’ torpillileri.  Hem yeteneği yoktur, hem tecrübesi yoktur, hem de doğru insan değildir ama yukardan zembille inerler.

Böylesi de yaşanıyor.

Hem de yüzyıllardır.

İş bulamıyorsanız, torpili olanların suçu ne? Madem bu torpil işe yarıyor, siz de kendinize torpil bulmaya bakın. Özellikle yetenekli, başarılı ya da tecrübeli biri olduğunuza inanıyorsanız belki de tek eksiğiniz insan tanımamaktır. Öyle değil mi? O zaman çevrenizi genişletin. ‘Ne bildiğinden çok kimi tanıdığın önemli’ sözü sadece Türklere has değil çünkü. Bu bir dünya geleneği…

Çevreni Genişlet demesi kolay.

Biliyorum.

Bildiğim diğer bir şey denemesinin de kolay olduğu.

Eski dille torpil bulmanın modern deyişiyle network yapmanın işte size 3 yolu:

Üniversite yıllarınızı staj yaparak geçirin. Şirketlerin içine girin. Havasını koklayın. Yöneticileriyle tanışın. Stajınız bitince de iletişimi kopartmayın. Kendinizi sürekli hatırlatın. Onlar size geri cevap yazmasa dahi siz her yıl mesajınızı, yılbaşı kartınızı yollamayı ihmal etmeyin.

Sizi siz yapan öykünün ne olduğunu bulun. Profesyonel ortamlara katıldığınızda kendinizi tanıtmanız gerekir. Profesyonel kişilere kendinizi ‘enteresan’ ve ‘dinlemeye değer’ bir kişi olarak tanıtabilmelisiniz. Ne iş yaparsınız dediklerinde vereceğiniz cevap ‘Mühendisim’ oluyorsa bir daha düşünün. Tonlarca mühendisi olan memleketimde siz de sadece bunlardan birisiniz öyleyse. Öyle misiniz? Değilseniz -ki cevabınızın bu olması gerekiyor- o zaman düşünme zamanı. Bu kendinizi tanımanız açısından çok faydalı bir egzersiz. Bu şekilde sadece profesyonel ortamlarda değil sosyal ortamlarda da neyi nasıl söyleyip ve en önemlisi ne zaman susmanız gerektiğini de öğrenmiş olursunuz.

Annenizi, Babanızı ve akrabalarınızı işin içine sokun. Sorun tanıdıkları, iş bulmanızda yardımcı olabilecek bildikleri kişiler var mı? Varsa sizi tanıştırmasını isteyin. İş harici farklı bir ortamda tavsiye almak, bilgi ve tecrübelerinden yararlanmak için bir araya gelin önce. Daha sonra bu kişiden yardım isteyip istemeyeceğinize kendiniz karar verin. Eski usul bu diye baştan çizmeyin üstünü. Torpil de oldukça eski bir usul.

Bu arada hatırlatmakta fayda var. Yeni nesil profesyonellerin birçoğu açık pozisyon olduğu zaman tanıdık vasıtasıyla gelmiş CV’lerden hiç ama hiç hoşlanmıyor. Böyle bir yöneticiye rastlarsanız bu sefer de torpiliniz var diye iş görüşmesine çağrılmama ihtimaliniz var. Seçim ve karar sizin.

Linkedin kullanın. İnsan tanımaya başladıktan sonra kullanacağınız online network sitelerinin faydası büyük. Linkedin sizin ‘torpil’ aradığınız yağlı ballı kesimi arasında bulunduruyor. Elbette bu platformu kullanabilmek için ilk önce networkünüzün olması şart! Zaman iş arama zamanı olduğunda ise LinkedIn’deki kontaklarınızın dostlarına, tanıdıklarına bakıp networkünüzün ne kadar da geniş olduğunu gözlerinizle görebilirsiniz. LinkedIn kullanmak için İngilizce gerekiyor ve bilmiyorsanız, zaten bu devirde kariyer imkanınız oldukça kısıtlanıyor. (Üst düzey bir torpile gerçekten ihtiyacınız olabilir bu durumda). Örneğin Headhunter şirketleri LinkedIn ile araştırma yapıyor, eleman arıyor. Siz hala bu ortamda yok musunuz?

http://kariyeryolculugu.com

Daha eski «