BİR – NE İSTİYORUM?

Unisbul sitesi sahipleriyle bir süredir tanışıyoruz. Aslında tanışmamız Cemil Bey’e koçluk yapmam ile başladı. Daha sonrasında da iletişimimiz, üniversite gençliğine daha başka nasıl destek olabiliriz sorularının cevaplarını aramaya yönelik yapıcı görüşmelerimizle devam etti ve ediyor da. Cemil ve Uğur bey’ler üniversitede okurken, üniversite öğrencilerine yönelik staj, yarı ve tam zamanlı iş bulma konusunda ihtiyaç olduğunu tespit edip hemen kolları sıvamışlar ve okudukları bölümün de kendilerine kazandırdıklarını kullanarak Unisbul sitesini kurmuşlar ve o gündür bu gündür çok sayıda öğrenciye iş ve staj fırsatları sunarak önemli sayıda üye kazanmışlar. Okuldan mezun olurken de bu aktivitelerini resmi bir form içerisinde sürdürme kararını vermişler. Şimdilerde tam zamanlı olarak hummalı bir şekilde sizlere ve sizden sonra gelecek üniversite öğrencilerine yönelik çalışıyorlar.

Cemil ve Uğur Bey’ler benden Unisbul sitesinde siz üniversite öğrencilerine yönelik yazı yazarak birikimlerimi anlatmamı istediklerinde, ilk olarak onların bana ilham veren hikayesini aktarmayı istedim. Neden mi? Kendi yapmak istediklerini hayal edip, planlayıp, çokça çalışıp, adım adım ilerledikleri ve dahasını da yapmak istedikleri için. Ürettikleri ve geleceği düşündükleri için.

Her insan değerlidir, istisnasız her insan. Hepimiz çok özeliz. Evet bu satırları okuyan hepiniz, hepimiz çok özeliz. Çünkü benden sadece bir tane, sizden sadece birer tane var. Düşünebiliyor musunuz nasıl müthiş bir zenginlik… Ne kadar çok renk… Pekiyi bu zenginlik bana, sizlere neler kazandıracak? Bir düşünelim. Meşhur işlenen kömür örneğini hatırlayalım. Kömür her haliyle fayda sağlayabiliyor ama işlendiğinde. İster yakıt oluyor ısı sağlıyor, ister pırlanta haline getiriliyor ışıl ışıl parlıyor, ister bilimsel alanda kullanılıp fayda sunuyor. Kısacası kömür, sahibi tarafından hangi yönde kullanılmak isteniyorsa ona göre işleniyor ve ihtiyaca yönelik kullanıma sunuluyor.

Biz kime aitiz, sahibimiz kim? Tabii ki biziz, kendimiziz. O halde kendimizin ne yöne gitmek istediğini ve ne istediğini bulmasına, bulmamıza ihtiyacımız var. Yani o müthiş zenginliği önce keşfedip sonra ne yönde kullanırsak bizi istediğimiz sonuçlara götürür bunu bulmaya çalışmamızda fayda var. Bu bir süreç, kısa mı uzun mu olacağı tamamen bizim tercihimizle ortaya çıkan müthiş keyifli macera dolu bir yolculuk aslında.

Bir başka açıdan şöyle de diyebiliriz, biz aslında kendi yolculuğumuza dair kendi film senaryomuzu oluşturuyoruz. Bu senaryoda baş karakter kendimiziz. Filmimizi nasıl senaryolaştırırsak o şekilde oynuyoruz. Bir film senaryosu yazarken de yine bu senaryoda bilinçli ya da bilinçsiz bir şekilde “ne istiyorum” sorusunu soruyoruz aslında sürekli kendimize. Yani bu basit ama derin soru hep karşımızda: Ne istiyorum? Bu soruya cevap vermek için filmimizin baş karakteri olarak kendimizi keşfetmeye hazır olmak, istekli olmak sizin de anlayacağınız gibi çok önemli. Evet, sonuç olarak zaten kendi yazdığımız senaryomuzu yaşıyorsak o halde ne yaşamak istiyorsak onu senaryolaştırıp, kurgusunu yapıp, yolumuza devam etmek daha anlamlı değil mi, ne dersiniz?

Geleceğe dair hayallerimizi, istediklerimizi ne kadar net görebiliyorsak o kadar net onlara ulaşabiliyoruz. Tabii çok ama bir o kadar da keyifle çalışarak. İstediklerimiz için çalışmak bizi mutlaka hayalini kurduğumuz sonuçlara götürüyor. Cemil ve Uğur Bey’lere kendi senaryolarını oluşturdukları ve bu senaryo üzerinde çok çaba harcayıp, çok çalıştıkları için teşekkür ediyorum, ihtiyaca karşılık veren, ilham veren, umut dolu bir başlangıç gerçekleştirdikleri için.

Serra Çınar
Kariyer ve Performans Gelişim Koçu

Bir Cevap Yazın