Part Time İş Bulmada Karşılaşılan Zorluklar !

Günümüz dünyasının kapitalizmin kurallarıyla yönetildiği bir gerçekliktir.Kapitalizmin de en birinci kuralı hiç kuşkusuz rekabet olgusudur.Rekabet; kalite vb. birtakım faydalar getirmesine karşın insanı ve insani değerleri ikinci plana iter.Ben burada yoğun bir kapitalizm eleştirisi içine girmeyi de kendi adıma gereksiz görüyorum açıkçası. Nedenini ise şöyle açıklayabilirim:Birinci olarak;bu sistem şu ana kadar bir çok entelektüel tarafından incelenip araştırılmış ve nazarımca artı ve eksileri yeterince ortaya konmuştur.İkinci olarak ise; bu sistemi kabul edelim etmeyelim, içinde yaşadığımız dünyada ayakta kalmak için bu oyunu kuralına göre oynamaya mecburuz.

İnsan, hayatının belli dönemlerinde dünya gerçeklerinden kendisini fazlasıyla soyutlayabiliyor.Özellikle gençlik döneminde insanlar kendilerine alternatif ve yeni dünyalar oluşturabiliyorlar..Bu yüzden idealleri ve beklentileri günümüz dünyasından oldukça farklı bir yere taşınabiliyor.Sakın burada o gençleri eleştirdiğim fikrine kapılmayın.Aksine ben olması gerekenin de bu olduğunu düşünüyorum.Özellikle 68 kuşağı veyahut çiçek çocukların günümüz kapitalist sistemini olumlu yönde değiştirdiğine inanıyorum.Anlatmaya çalıştığım;buna benzer idealler bir sistemi tümden ortadan kaldıramasa bile onun vahşi taraflarını törpülemede faydalı olmuşlardır.
Buradan hareketle, gençlerin doğal olarak hem kapitalist sistemle hem günümüz dünya gerçekleriyle bir sorunu olduğunu söyleyebiliriz.Peki bu sorunu nasıl aşabiliriz? Ben bu aşamada gençler arasında -burada özellikle üniversite gençliğinden bahsediyorum -part time iş yaşamının önemli bir işlevi olduğunu düşünüyorum.

Klişe bir tabir olacak ama gerçekten de üniversite yıllarının ne kadar değerli olduğunu mezun olunca anlıyorsunuz.Bir çok gencin mezun olduktan sonra tabiri caizse adeta ‘sudan çıkmış balığa’ döndüğü bir gerçektir.Cem Yılmaz’ın gösterilerinin birinde söylediği gibi; ‘’bir yirmi sene okursunuz ,bir şeyler öğrenirsiniz.Daha sonra bir yirmi sene daha geçmeli ki öğrendiklerinizi unutup hayata atılabilesiniz’’.Biraz abartıyla da olsa Cem Yılmaz burada çok doğru bir tespitte bulunuyor.Bu alışamama durumunun en önemli sebebi ise gençlerin gerek kafa olarak, gerekse de ruhen yeni yaşamına kendisini yeteri kadar hazırlamamış olmasını söyleyebiliriz.Araştırmalar gösteriyor ki üniversite yıllarında part time işlerde çalışmış kişiler bu adaptasyon sürecini daha hızlı ve daha az sancılı bir şekilde atlatıyorlar;çünkü bu çalışma sürecinde gençler hem hayattan kopmamış oluyorlar hem de daha erken yaşlarda tecrübe kazanıp,rekabetin ön planda olduğu iş yaşamında bir adım öne geçmiş oluyorlar.

Dikkatle incelediğimiz zaman çağımız kapitalist sisteminin en başarılı uygulayıcısı olan A.B.D’nin başarısının altında yatan gerçeğin de bu rekabetçi duygunun her daim diri tutulması olduğu hemen anlaşılır.Amerika’da gençlik büyük oranda liseden itibaren part-time işlerde çalışmaya başlar.Lise biter bitmez aile gençten ekonomik anlamda desteğini çeker ve birazda mecburiyetten dolayı genç kolejde de bu çalışmayı sürdürür.Sonuçta mezun olan bir genç bu yoğun çalışma yaşamının getirisi sayesinde fazla bocalamadan yapacağı işe koyulmuş olur.Amerika’nın Work and Travel gibi projelerle sistematik bir şekilde tüm dünya gençliğini de bu yönde bir çalışma yaşamına teşvik ettiği de ortadadır.

Buraya kadar part-time işlerde çalışmanın bize sağlayacağı faydalardan söz ettik.Şimdi de madalyonun öteki yüzüne bakalım biraz.Bir kere bunun doğası gereği sömürüye açık bir çalışma şekli olduğu su götürmez bir gerçek.Amerika’da part-time bir işte çalışmak isteyen kişinin çalışacağı yerler aşağı yukarı bellidir.Öğrencilerin alacakları ücretlerde de o şekilde.Yani Amerika’da bu olay biraz daha kurumsallaşmıştır.Biz de ise part-time çalışma olanağı bulacağınız yerler çok kısıtlıdır.İşveren çoğu kez sizin bir öğrenci olduğunuzu hesaba katmaz.Ücretler de çoğu kez kötüdür.Türkiye’de part-time işlerde çalışan öğrenci sayısı sanılanın aksine pek fazla değildir.Genelde varlıklı olmayan ailelerin çocukları bu şekilde bir çalışmayı tercih ederler.Bu demektir ki çalışmak zorunda olan öğrenci part-time işleri tercih etmektedir.Hal böyle olunca işveren de doğal olarak öğrencinin bu durumunu suistimal etme yolunu tercih ederek ona düşük ücret vermektedir.Gelelim başka sıkıntılara.
Öğrencilerin genel olarak iş seçme gibi bir lüksleri yoktur.Ciddi iş yerleri öğrencilerin yerine mezun ya da deneyimli kimseleri tercih ederler.İlerde kendinizi geliştirebileceğiniz mesela okuduğunuz bölümle ilgili bir işe girmek de Türkiye şartlarında pek olası değildir.Part-Time öğrenci çalıştıran yerler genel olarak satış,pazarlama ve hizmet gibi sektörlerle sınırlıdır.

Toplum olarak part-time işlerde çalışmanın faydalı bir şey olduğu konusunda mutabıkız gibi görünsekte pratikte bunu kolaylaştırma ve yaygınlaştırmada iyi olmadığımızı söylemek zorundayım.Bu sorunu çözmek için gerek öğrenci,gerek işveren ,gerekse de kurumlara ayrı ayrı birtakım görevler düşmektedir.

– Bu şekilde çalışmak isteyen öğrencinin önceliği para kazanmaktan ziyade tecrübe edinmek olmalıdır.

– Öncelik olarak kendi yapısına uygun,ilerde kendisini geliştirebileceği iş alanlarını tercih etmeli.

– İşveren çalıştırdığı elemanın aynı zamanda bir öğrenci olduğunu asla göz ardı etmemeli.Onu fiziki ve ekonomik yönden suistimal etme yoluna gitmemeli.

– Kamu ve özel kurumlar ise gençlerin bu şekilde çalışıp para kazanmasını teşvik etmeli.Onlara uygun iş kolları bulmada yardımcı olmalı.

Özetle hiç kimsenin kullanıldığını düşünmediği, yapılan işin tümüyle hakkının verildiği, işveren ve öğrenci arasında bir nevi kazan-kazan ilişkisinin kurulduğu kolektif bir sistemin oluşturulması gereklidir.

Mehmet Savlı

Bir Cevap Yazın