İletişim Fakülteleri …

İletişim fakülteleri Türkçe-Sosyal ve Türkçe-Matematik alanlarındaki öğrencilerin en çok tercih ettiği fakülteler arasında yer alıyor. Genelde iletişim fakülteleri içinde Gazetecilik, Radyo-Televizyon ve Sinema, Halkla İlişkiler, Reklamcılık gibi bölümler bulunuyor, kısacası medya sektörüne dayalı eğitim vermesi beklenen bir fakültedir iletişim fakülteleri. Özellikle vakıf üniversiteleri yukarıdaki bölümlerin çeşitliliği arttırarak uzmanlaşmayı arttırmak ve yeni branşlar ortaya koymak hedefinde.

Biraz olumsuzluk içeren bir yazı olacak; fakat realist olmak adına da mavi boncuklar saçmamak gerekiyor. İletişim fakültelerine gelen öğrencilerin çoğu daha ilk yıllarında pişmanlık yaşıyor; çünkü bekledikleri ortamı bulamıyorlar. Özellikle Anadolu’daki üniversitelerde bu burukluk öfkeye bile dönüşebiliyor. Sinema okuyan bir öğrencinin 4 yıl boyunca kamera görmeden eğitim aldığını düşünün. Bu durum İstanbul’daki üniversiteler için de pek farklı değildi birkaç dönem öncesine kadar. Geçtiğimiz günlerde yayımlanan bir çalışma da özellikle gazetecilik okuyanların en çok işsizlik sıkıntısı çekenlerden olduğunu kanıtladı. Gazetecilik özelinde gitmek gerekirse fakültede aldığınız eğitim kalitesinin pek bir önemi olmadığı aşikar; çünkü fakültelerin eğitim programları ile sektörün gerçeklikleri arasında dağlar kadar fark var.

İletişim okumak isteyen ve de özellikle gazetecilik bölümünde okumak isteyenlere sıklıkla okulun önemi yok, staj bulmaya bak denir. Kesinlikle doğru bir veridir bu. Üniversitedeki eğitiminiz size genel kültür sağlar, sosyal bilimlerin çoğu için de durum bundan öteye geçemiyor ne yazık ki. Gazetecilikte stajyerlik demek genel olarak sömürü demektir. Çoğu zaman yol paranız dahi karşılanmaz, maaşı zaten düşünmeyin, gazetenin çalışma prensiplerine bağlı olarak en az 8 saat çalışırsınız ve staj süreniz olabildiğince uzun tutulur. Öyle ki 2 yıla varan staj süreleri sektörde hiç de az görünen bir durum değil. Bunun yanında bir süre sonra maaşlı olarak çalışmaya; fakat sizin için asıl önemli olan 212 sayılı kanundan yararlanmamaya başlarsınız. Aylar, yıllar böyle akar gider ve de bunlar şanslı olanlardır.

Sektörde durum hiçbir zaman iyileşmez; çünkü dışarıda yüzlerce işsiz gazeteci varken sizin kurumda olup olmamanız önemli değildir. Siz çıktığınız an yerinize belki de daha kötü koşullarda çalışacak birisini bulmak oldukça kolaydır. Diğer sektörlerde olduğu gibi maaş, sigorta gibi koşulları staj sürenizde göremezsiniz. Stajyerler arasında bir dayanışma platformu bir türlü kurulamadığı için de gazeteciler kendi seslerini bile bir türlü duyuramaz.

Şöyle bir örnek verelim: Bugün Türkiye’nin oldukça saygın gazetelerinden birinde muhabirlik yapan biri, beğenmediği öğretmenlerden bile daha düşük maaş alıyor. Üstelik rahat 4-5 yıl 212’den muaftır ve basın kartı alması önünde de bu ciddi bir sıkıntı yaratmıştır.

Buna rağmen muhabir olarak bir yere gittiğinizde toplumsal olarak size duyulan saygı fazladır. Bu saygıyı ise çoğu zaman maddi olarak görmezsiniz ve sadece dışarıdan bakıldığında çok çekici ve güzel bir meslek icra ettiğiniz düşünülür.

Kısacası iletişim fakültelerinde ve de özellikle gazetecilik bölümünde okumak isteyen arkadaşların sektörel koşulları, fakültelerin durumlarını ve piyasanın geleceğini iyice analiz ettikten sonra adım atmalarını öneriyorum. Çoğu zaman ve çoğu yerde olduğu gibi her şey dışarıdan göründüğü kadar güzel olmuyor maalesef.

Korhan KALABALIK
Marmara Üniversitesi – Gazetecilik
http://www.unisbul.com/ozgecmis.asp?id=19090

 

Bir Cevap Yazın