Yalnızlaşan ailelerde çocuğun durumu

Toplumsal yapının hızla gelişmesi özelikle kadınların da işgücüne katılmasıyla birlikte yalnızlaşan ve bireyselliğe doğru ilerleyen bir aile yapısına doğru gidiyoruz..

Eskiden büyük aileler bir arada yaşardı. Bu nedenle çok sayıda kardeş, kuzen, abi, abla vardı çevremizde. Çocuklar oyunlar oynar, kendine rol model alabileceği birçok insan olurdu etraflarında ve hayata dair birçok şeyi paylaşmayı öğrenebilirlerdi.

Ben ve diğerleri duygusunun oluşması, çocuğu hayata hazırlayan en önemli faktörlerden biridir. Bir de oyunlar tabi…

Her insan sever oyun oynamayı. Çocuk da olsak büyüsek de severiz, çünkü hepimiz için eğlencelidir, tabi çocuklar için apayrı bir yeri vardır oyunların. Bir oyunla kendilerini ifade eder, hatta dünyayı keşfederler zaman zaman.  Bir doktor rolünü oynayan çocuk bu role girerken önce doktorunun ona nasıl davrandığını ve neler kullandığını gözlemler daha sonra bunu oyununa yansıtır.

Bir çocuk için etrafındaki herkes bir örnektir. Ne yazık ki anne ve babaların çalışmaları ve evde yalnız kalan çocukların gelişimi oldukça dar vakitlere sığdırılıyor. Elbette yaşam koşullarının zorluğu sürüklüyor bu süreçlere, ancak çocukları yalnız bırakmak yerine onlara üniversiteli oyun abileri, oyun ablaları bularak onların yalnızlığına çare bulabiliriz. Birçok öğrenci hatta Çocuk Gelişimi alanında eğitim almış ablalar ve abiler bizim yerini dolduramayacağımız boşlukları bile doldurabilecek kadar başarılı olabiliyorlar. Hangi aile çocuğunun kendisinden daha iyi yabancı dil konuşmasını veya öğrendiği oyunlarla mesleğine dahi katkıda bulunmasını istemez.

Mesela birçok öğrenci gerek üniversitelerinde gerek yurtdışı eğitimlerinde geliştirdikleri yabancı dillerini küçük yaşta ki çocuklara oyunlarla veya aktivitelerle öğretip, okul çağlarında dil öğrenemelerini çok daha kolaylaştırıyorlar. Bir abla ile geçirilecek kaliteli ve ufak bir vakitte hayata alışmayı, belki uygulayamadığımız disiplini, acil işlerimizin arasında yapamadığımız sosyal aktiviteleri çocuğunuzla buluşturabilirsiniz.

Örneğin hafta sonları bir abla ile sinemaya gitmek veya bambaşka bir perspektif ile bir müzenin tarihini öğrenebilmek çocuk için bambaşka bir dünya yaratacaktır. Mutlaka anne babanın yerini kimse doldurmaz, ama çocukların o kadar büyük bir isteği ve merakı var ki dünyayı öğrenmeye ve yaşamaya dair onların bu heveslerini kırmamalıyız. Sonuç olarak her yaş bir öğrenme çağıdır, bu zamanı geçirince öğrenmek zordur.

Zaman geçmeden çocuklarımızı oyun ablaları, abileri ile buluşturalım ve geleceğin temellerini bugünden atarak hayata en iyi şekilde hazırlanmalarını sağlayalım.

Melike Ayvaz Tong
0216 330 00 28
Unisbul.com

Bir Cevap Yazın